>
çok aşağılarda, uzaklarda ateşsiz üşüyordu ruhum cennetin en yeni çiçeği buluştuğunda bakir suyla
dünyası inkar zamanlardan muaf sınırsız ve okunmamış bir gök vardı aklımda dile gelecek
kaç gece sayıklaması unutturacak seni ve kaç kırık uçurtma hapsedecekti toprağa
yetiştirdiğim sessiz ve cesur korkuların ardında, şimdi tanrı katında, hiç kimse bilmiyor bulutsuz ruhum… üşümüyor…
>üşümüyor…
>Benim gibiler…
>
Benim gibiler, yaşamın her yönünü severler, şikâyet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler. Benim gibiler, bağımsızlıklarına çok düşkündürler. Aileye güçlü bir sevgi ve bağlılık duymalarına rağmen, ilişkilerinde bağımsız olmaya özen gösterirler. Sevgi anlayışları, sevdiklerine hiçbir değeri zorla kabul ettirmemeyi gerektirir. Onay aramak gereksinimleri yoktur. Övgü ve ödül talep etmezler. Benim gibiler, çok açık ve dürüst konuşurlar, çünkü vermek istedikleri mesajları, başkalarını memnun etmek için dikkatli sözcükler arkasına gizlemezler. Benim gibiler, gülmeyi ve başkalarını güldürmeyi iyi bilirler. Kendilerini şikâyet etmeden kabullenirler. Fiziksel benliklerini, sahteliklerle gizlemezler. Doğal yaşamı takdir ederler. Başkalarına eğlenceli gelmeyen şeylerden zevk alma yetenekleri vardır. Gün batımını izlemek, ya da kırlarda küçük bir gezinti yapabilmek, doğum yapan bir kediyi izlemek onlar için mükemmel bir şeydir ve şükran duyarlar. Başka insanları çok iyi anlarlar ve asla şaşırıp şok olmazlar. Gereksiz kavgalarda asla taraf olmazlar. İnsanlar hakkında konuşmaz. Titizlik ya da düzenlilik gibi dertleri yoktur, verimli yaşamaya bakarlar. Organizasyon nevrozundan bağımsız oldukları için yaratıcıdırlar. Bu insanların müthiş bir enerjileri vardır. Enerjileri doğaüstü değildir, yalnızca yaşamı ve yaşamdaki aktiviteleri sevmelerinin bir sonucudur. Benim gibiler, şiddetli bir merak duygusuna sahiptirler. Hep araştırır, yaşamlarının her anını kavramak isterler. Her insan, her varlık ve her olay, daha çok öğrenmek için bir fırsattır. Başarısız olmaktan korkmazlar, hatta onu sevinçle kabul ederler. Bu insanlar, kendilerine zarar verecek duyguları yok etme ve kendilerine verdikleri değeri artıracak olanları doya doya yaşama yeteneğine sahiptirler. Benim gibiler, asla kendilerini savunma gereksinimi duymazlar. Basitçe ‘her şey yolunda, biz yalnızca farklıyız. Anlaşmak zorunda değiliz’ derler. Bir tartışmayı, kazanma ve karşısındakini konumunun yanlışlığına ikna etme gereksinimi duymadan, burada keserler. Değerleri dar değildir. Kendilerini tüm insan ırkının bir parçası olarak görürler. Daha çok düşman öldürmekten sevinç duymazlar. Kahramanları ya da putlaştırdıkları insanları yoktur. Her şeyi VARDANDIR diye görür ve hiç kimseyi kendilerinden önemli konuma getirmezler. Başkalarının yeteneksizliği nedeni ile kazanmak yerine, zaferi kendi çabaları ile elde etmeyi yeğlerler. Komşularının ne yaptığını fark etmezler, çünkü VAR olmakla meşguldürler. En önemlisi bu insanlar ‘KENDİLERİNİ SEVERLER’. Kendilerine acımak, kendilerini reddetmek, kendilerine öfkelenmek için zamanları yoktur. Elbette sorunları vardır, ama sorunların onları duygusal paralizasyona götürmesine izin vermezler Tökezleyip düştüklerinde, tekrar ayağa kalkar ve sızlanmadan yaşamaya devam ederler. Hatalı alanlardan bağımsız insanlar, mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Gerçekten nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir. Benim gibiler için “Yazın öz lezzeti vardır, kışın öz lezzeti var… Yolun öz lezzeti vardır, yolcunun öz lezzeti var”dır…
>düşümdeki gül…
>
zaman geçikmişti yalan yaslara
aşk pencereden son bir söz mırıldandı
ve yürünecek bu sokak acılara…
ötesi kesin karanlık bak bu köşenin
son çürük af belki şu 2 adım
biliyorum gidişe bakan o gözler şaşkın…
şimdi düşümdeki gül de susuz…
tek tanık gökyüzü…
>Tek Taş
>
Ve susuzluğa yolcuydu balık
Nerelerde arzusu sayesinde
Sallanan nazik sözler peşinde
Sıcak altında bir öpüştü güneş
Söz verişlerle kahkahalarda senetli
Yudum yudum nefeste gelen bu ölüm
Hepten susuz balık
Tek bir taşın üstünde…
>Arsenik kayba hayrandı aşk…
>
Oysa kapana sıkışmıştı,
kırılmış bilgilerin inşası.
Sol tarafı parçalı bulutluydu,
hayali bir selam duası.
Ters yüzünden çıplak kalmıştı,
baharlarda kırılan rüyası.
Ve yırtılan dikişler kadar suçluydu,
karanlık asıllıydı nur…
Masum ellerin beraat döngüsünde
Arsenik kayba hayrandı aşk…
>Ve rüya…
>
sislerin arkası ufuk,
sonsuzluğa son şans bu kumar
ve nefes almak bile mucize rüyamda…
yaşam ölüm arası çeyrek efsane,
cennet artık eski sürüm bir intihar
ve kaderin son çizgisi kanıyor rüyamda…
acısız pişmanlıklar bakiyesi AŞK,
kazananı kayıp bir gece
ve sevdiğim son piyon öldü rüyamda…
>ikinci eli olmayan ikna…
>O gerçek yaşam bende derin
ve ayrılması zor olan…
ben sadece ruhun parçası bedende
ve varlığım gereksiz övgü gören…
neredeyse koşulsuz af her dua
inanması güç bir tehdit gölgeslz azim
ve insan kayıtsız tek düşman nefreti kalbinde…
neredeyse hazsız ve bilge her dua
dünyevi bir ölü yatırım, ikinci eli olmayan ikna
ve günlük vicdan ağırlığı yarına tek miras…
O dilersen devam yolculuk çelişkili yollarda
güzergahı benden bana daha yakın…
O…
>gidenlerimin kalanı
>esen yel hayat
gülümseyemeyen yüzler toprakta
ayrılık üzerimde gözyaşın
ve aynada beyazlamış saçlarım…
her dakika bir arazi sondajı
güneşsiz ve servetsiz güven
çalıntı gözyaşım yanaktan düşen
ve zencefil ateşi yasaklı aşk…
anlık yas gidenlerimin kalanı
terbiyesiz bir ruh geriye bıraktığım
şakpa ucu kadar keskin
ve tarafsız gitti derler sonunda…
>ve mektup O istanbul…
>el yazısı denizaşırı ve donmuş doruklarda mürekkep
hastalığı bir tutam “hayır” ve düşen her hevese postalı mektup…
hava yollu nadir korku ve güvensiz hayatlara ipotek cesaret
kısa bir körlük aşk ve bazen sihirli tek müracaat O…
servetsiz alıcının anısında haksız ve dikiş tutamayan
ve bir arka avlu kartpostalında manikürsüz
ve bulutsuz İstanbul…
>faili memnun nihayetinde ve gözleri kapalı….
>